ABD ve İran arasındaki gerilimde kritik bir eşiğe girilirken, Manhattan’ın üçte biri büyüklüğündeki Harg Adası, Tahran yönetiminin kaderini belirleyecek en stratejik nokta olarak öne çıkıyor.
Basra Körfezi’nde, İran kıyılarından yaklaşık 26 kilometre açıkta yer alan bu izole ada, ülkenin ham petrol ihracatının yaklaşık yüzde 90’ını tek başına göğüsleyerek rejimin hem askeri bütçesini hem de temel toplumsal hizmetlerini finanse eden ana damar olma özelliği taşıyor. Uzmanlar, Başkan Trump’ın Tahran’a karşı yürüttüğü nihai mücadelede bu adanın kontrol altına alınmasının, savaşın gidişatını kökten değiştirebileceğini vurguluyor.
ADA DEVRE DIŞI BIRAKILIRSA İRAN ÇÖKER
Orta Doğu Enstitüsü’nden kıdemli araştırmacı Muhammed Soliman’ın değerlendirmelerine göre, Harg Adası’nın devre dışı bırakılması durumunda İran ekonomisi aylık milyarlarca dolarlık bir gelir kaybıyla karşı karşıya kalacak.
Bu senaryonun gerçekleşmesi halinde, İran para biriminin hızla değer kaybedeceği, enflasyonun kontrolden çıkacağı ve devlet sübvansiyonlarının kesilmesiyle ülkede eş zamanlı bir güvenlik ve toplumsal krizin patlak vereceği öngörülüyor. Soliman, bu durumun Tahran üzerinde “kanamayı durdurmanın hızlı bir yolu olmayan” devasa bir baskı oluşturacağını ifade ediyor.
ABD VE İSRAİL GÖRÜŞ AYRILIĞI YAŞADI
Yönetime yakın kaynaklardan sızan bilgilere göre, adanın ele geçirilmesi artık “olup olmayacağı” değil, “ne zaman” gerçekleşeceği tartışılan bir askeri hedef haline gelmiş durumda. Ancak operasyonun zamanlaması konusunda Washington ve Tel Aviv arasında görüş ayrılıkları yaşandığı iddia ediliyor.
İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) kontrolü bir an önce ele geçirmek istediği belirtilirken, ABD tarafının adaya yönelik fiziki bir müdahaleden önce İran’ın genel saldırı yeteneklerini tamamen ortadan kaldırmaya odaklandığı bildiriliyor. Rejimin savunma gücünün kırıldığı noktada yapılacak bir operasyonun, yönetim üzerinde en büyük sarsıcı etkiyi yaratacağı değerlendiriliyor.
Küresel enerji piyasalarını da yakından ilgilendiren bu stratejik düğüm, 28 Şubat’ta savaşın başlamasından bu yana Basra Körfezi’ndeki sevkiyatların durma noktasına gelmesiyle dünya ticaretinde büyük dalgalanmalara yol açtı. Çin’e giden petrol trafiğinin merkezi olan Harg üzerindeki baskı artarken, Başkan Trump’ın yeni reasürans programları ve askeri refakat teklifleriyle Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğini yeniden canlandırma çabaları, bölgedeki jeopolitik mücadelenin şiddetini gözler önüne seriyor.
