Dünya genelinde nükleer enerjiye olan yönelimin artmasıyla birlikte, bu teknolojinin temel yakıtı olan uranyum rezervleri stratejik bir önem kazandı. Dünya Nükleer Birliği (WNA) verilerine göre küresel rezerv sıralamasında Avustralya liderliğini korurken, Türkiye’de yürütülen arama faaliyetlerinde Nevşehir’in merkezi konumu dikkat çekiyor.

KÜRESEL ÖLÇEKTE REZERV LİDERİ AVUSTURALYA 

Enerji arz güvenliği açısından kritik bir bileşen olan uranyumda, dünyanın en büyük kaynağı 1,7 milyon tonluk rezerviyle Avustralya’da bulunuyor. Avustralya’yı, nükleer yakıt pazarının en büyük tedarikçilerinden biri olan Kazakistan 815 bin tonla, Kanada ise 589 bin tonla takip ediyor. Listenin devamında yer alan Rusya, 481 bin ton ve Namibya, 470 bin ton gibi ülkeler, küresel uranyum arzının büyük bir kısmını elinde bulunduruyor.

TÜRKİYE’NİN URANYUM POTANSİYELİ 

Türkiye’de Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) tarafından uzun süredir yürütülen saha çalışmaları, ülkenin farklı bölgelerinde önemli uranyum yataklarını gün yüzüne çıkardı. Yapılan son tespitlere göre, Türkiye’nin en yüksek rezerv kapasitesine sahip bölgesi Nevşehir olarak kayıtlara geçti.

Nevşehir’in Gülşehir ilçesine bağlı Dadağı ve Gümüşyazı köyleri çevresinde yürütülen projeler kapsamında yaklaşık 22 bin tonluk bir uranyum rezervi saptandı. Bu miktar, Türkiye’nin toplam uranyum potansiyelinin en büyük parçasını oluşturması bakımından stratejik bir değer taşıyor.

DİĞER ÖNEMLİ REZERVLER

Nevşehir’in ardından Türkiye’deki diğer önemli uranyum sahaları ve miktarları şu şekilde sıralanıyor:

Yozgat (Sorgun): 6 bin 700 tonluk rezerviyle Türkiye’nin ikinci büyük sahası konumunda bulunuyor.

Manisa (Köprübaşı): 3 bin 487 tonluk kapasitesiyle Ege Bölgesi’nin önemli bir maden sahası olarak öne çıkıyor.

Aydın (Koçarlı-Söke): Yaklaşık 2 bin tonluk bir potansiyel barındırıyor.

Uşak (Eşme): 490 tonluk rezerviyle listenin diğer bir önemli noktasını oluşturuyor.

URANYUM BU ALANLARDA KULLANILIYOR 

Nükleer santrallerde temel yakıt maddesi olarak kullanılan uranyum; elektrik üretimi, tıbbi izotopların hazırlanması ve ileri düzey savunma sistemlerinde vazgeçilmez bir hammadde kabul ediliyor. Türkiye’de tespit edilen bu rezervlerin, yerli nükleer enerji projelerinin hammadde tedarik zinciri ve stratejik maden yönetimi açısından kritik bir veri kaynağı oluşturduğu değerlendiriliyor.