Orta Doğu’daki savaş küresel petrol tedarik zincirlerini felç ederken, Çin 21. yüzyılın enerji denklemini kökünden değiştirecek bir strateji izliyor. İhtiyacı olan uranyumun %70’ini yurt dışından ithal eden ve halihazırda 50’den fazla reaktörü faaliyette olan Pekin yönetimi, deniz ablukalarına karşı enerji bağımsızlığını sağlamak için uranyum madenciliğine, çöl rezervlerine ve okyanus teknolojilerine milyarlarca dolar akıtıyor.
Xi Jinping’in “gri gergedan” olarak tanımladığı enerji darboğazına karşı Çin’in devreye aldığı nükleer strateji, onlarca yeni reaktörün inşasını, ileri teknolojiye sahip hızlı nötron reaktörlerinin geliştirilmesini, uranyum tedarik zincirinin güvence altına alınmasını, nükleer güvenlik standartlarının yükseltilmesini ve enerji arzında fosil yakıtlara bağımlılığı azaltmayı hedefleyen kapsamlı bir dönüşüm planı içeriyor.
2024 sonu itibarıyla 58 ticari nükleer santrali faaliyette ve 27’si yapım aşamasında olan Çin, 2040 yılına kadar kapasitesini ikiye katlamak için her yıl yaklaşık 11 yeni reaktörün inşasını onaylıyor. Ancak asıl sorun tedarik:
2023 yılında Çin’in yerli uranyum üretimi sadece 1.700 ton (küresel üretimin %4’ü) iken, ithalatı 22.000 tonu buldu. Bu %70’lik dışa bağımlılık, olası bir jeopolitik krizde ülkenin şalterlerinin inmesi anlamına geliyor.
Petrol sektörünün düştüğü tuzağa düşmek istemeyen Çin yönetimi (sadece 2026 yılı kaynak stoklaması için bütçesini %8,1 artırarak 16 milyar dolara çıkardı), şu dört stratejik adımı atıyor:
Finansal Güç: Ülkedeki tek yetkili çıkarıcı olan Çin Ulusal Uranyum Şirketi, Aralık 2025’te borsaya açılarak ilk gününde 570 milyon dolar gelir elde etti. Bu fon doğrudan yerli ve yabancı madenlere aktarılıyor.
Ordos Çölü Hazinesi: İç Moğolistan’daki Ordos Çölü’nde 30 milyon tonluk devasa bir uranyum yatağı bulundu. Çin, bu kumu işlemek için çevre dostu “yerinde liç” teknolojisini kullanıyor.
Okyanustan Uranyum Avı: Talebin 2040’ta 40.000 tonu aşacağını öngören Çin Ulusal Nükleer Şirketi (CNNC), deniz suyundan kilogram ölçeğinde uranyum ayrıştırmayı başararak tarihi bir teknolojik dönüm noktasını aştı.
Kara İttifakları (Deniz Ablukasına Karşı): Olası deniz krizlerini by-pass etmek isteyen Çin, devasa Zuuvch-Ovoo yatağına sahip sınır komşusu Moğolistan ile demiryolu üzerinden güvenli bir uranyum tedarik hattı kuruyor.
Çin sadece uranyuma bel bağlamıyor. Dünya kabuğunda uranyumdan üç kat daha fazla bulunan “Toryum” elementiyle çalışan TMSR-LF1 reaktörünü Gansu eyaletinde çoktan devreye soktu. Dahası, nükleer enerji artık sadece elektrik için değil; petrokimya sanayisi için yılda 7 milyon ton kömürün yerini alacak olan “aşırı yüksek sıcaklıkta buhar” üretimi (Jiangsu Xuwei projesi) için de kullanılıyor.
