DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ, “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçlamasıyla 20 Şubat’tan bu yana tutuklu. Uludağ, Silivri 9 Nolu Cezaevi’nde kaldığı koğuşların fiziki koşullarını ve günlük yaşam düzenini anlattı.
1 Nolu’daki geçici koğuşta 3 gün kaldığını söyleyen Uludağ, DW Türkçe’ye şunları söyledi:
TEMİZLİK İMKANSIZ
– Geçici koğuş olduğu için televizyon, gazete ve kitap yoktu. Kantin alışverişi yapma imkânı da tanınmadı. Koğuşta temizlik malzemesi olmadığı için içerisi oldukça pisti.
– Sağlıksız koşullarda üç gün kalmak zorundaydık. 10 kişilik ranzanın olduğu koğuşta 24 kişiydik. Yerde yattık. Tahtakuruları üzerimizde geziyordu.
– Gece birçok kişi uyanıp üzerinden tahta kurusu ayıklıyordu. Saat de olmadığı için zaman sadece gece ve gündüzden ibaretti. Zamanı sabah ve akşam sayımları ile yemek dağıtım saatlerinden kestirebiliyorduk.
– Şimdi 9 Nolu’da tek kişilik temiz bir odada kalıyorum. Televizyon, kitap ve gazete imkânı var.
– Türkiye cezaevlerinde tutuklu ve hükümlüler yer yataklarında nöbetleşe yatıyor. Burada tahta kurularının üzerinizde gezmesi, vücudunuzu ısırması yaşamın olağan bir parçası.
AMELİYATLI MAHKUM
– Temizliğe, yeterli gıda ve suya ulaşamıyorsunuz. Bu durum, kalabalık koğuşların genel sorunu.
– Hasta mahpuslar, aklını yitirmiş insanlar gördüm. Benimle birlikte geçici koğuşta kalan bir hükümlünün kalın bağırsak ameliyatı sonrasında yarası halen sargıda olmasına rağmen bu koşullarda tutulduğuna tanıklık ettim.
SİSTEM ISLAH EDEMİYOR
– Özellikle adli koğuşlarda kalanlar için cezaevi koşulları ıslah amacı taşımıyor. Sistem buna izin vermiyor. İçeriye giren daha öfkeli ve suça daha yatkın olarak çıkıyor.
– Buna karşılık özlük hakları zayıf, sayıca yetersiz olan infaz koruma memurları yorgun ve tükenmiş durumda. Bunu mahpuslara davranışlarından anlıyorsunuz.
Siyasetçi ve gazetecinin hapse atılması demokrasiye hakarettir
Basın hürriyetinin anayasal düzenin önemli bir parçası olduğunu söyleyen Alican Uludağ, şöyle devam etti:
“Bir siyasetçinin tutuklanması da bir gazetecinin cezaevine atılması da demokratik düzene karşı yapılmış bir hakarettir. Bu nedenle yargı mensupları anayasal sınırlarına çekilmelidir. Geçmişte Fethullahçı hâkim ve savcı yapılanmalarını ve bu ülkeye yaşattıklarını unutmadı.”
IBAN yüzünden bir nesil kayıp
Alican Uludağ, cezaevinde banka hesabını başkasına kullandırdığı için hüküm giyen bir gencin kendisine, “IBAN kullandırma meselesi yüzünden binlerce genç cezaevine düştü, bir nesil kayıp” dediğini söyledi. Uludağ, “Bu meselede binlerce genci cezaevine atmak sorunu çözdü mü? Yoksa yeni yaralar mı açtı? Umarım bunun üzerine düşünenler vardır” diye konuştu.
